Başkanımız Sn.Hakan KOCABAŞ’ın Konuşması.

 

Bismillahirrahmanirrahim,

Ve la telbisul hakka bil batılı ve tektümül hakka ve entum ta’lemun.

“Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. Kaldı ki siz gerçeği biliyorsunuz.”

Ayeti ile sözlerime başlarken,

İftarımıza icabet eden dost; tüm hanımefendi ve beyefendileri hürmetle selamlıyorum.

Bu akşam soframızdaki bir tas çorbamızı bizlerle paylaşıyorsunuz, bundan duyduğum mutluluğu ve Büyük Silivri Ailesinin bir ferdi olarak kabul ettiğinizi katılımınızla gösterdiğiniz, derneğimizin bu gurur tablosunu, bir kez daha bizlere yaşattığınız için sizlere en kalbi duygularla teşekkür ediyorum ve hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.

Geleneksel iftarımızda, gelenek haline getirdiğim kısa film gösterimini bu sene hazırlamadım.

Çünkü, aslında ülkemde anlamlı ne kadar güzel şeyler olduğunu, yabancı bir filmle anlatmak içimden gelmedi.

Sözlerimin başında, güzel kitabımız; Kuran-ı Kerim’den, Bakara Suresinin 42.ayetini okumaya çalıştım.

Aslında her harfi bir anlam ifade eden Allah Kelamının, bu ayette de anlattıkları; apaçık ortadadır.

Yüce Kitabımız; hoşgörüyü, iyiliği, yardımı ve anlamayı öğütlüyor hep bizlere.

Allah hepimizi anlayan kullarından etsin.

Değerli misafirler, tabii bu akşam, oruç sonrası birazda şanssız olduğunuzu ifade etmek isterim.

İlk iki dönem başkanlığım sırasında konuşma sürelerimi 5 ila 7 dakika arasında sınırlı tutmaya gayret ettim. Bu dönem başkanlığı artık bırakmak istedim, ama üyelerimiz bıraktırtmadı.

Huzurunuzda, üçüncü dönem başkanlığım sırasında biraz daha uzun konuşmalar yapacağım konusunda uyarıda bulunmak istiyorum.

Tabii ki misafirlerimiz hak etmiyor ama uzun konuşmalarımın ilki bu akşam maalesef.

Değerli misafirler; her Ramazan da, Kurban da, Yılbaşların da provokatörler iş başı yaparlar. Ben hep dikkat ederim buna.

Kurbanlar da hayvan haklarını koyarlar ortaya, Ramazanlar da orucu ve iftarı çeşitli bahanelerle sorgulatırlar, yılbaşların da apayrı bir terane…

Mesela ben yılbaşların da, çoğumuz gibi; yeni bir güne, yeni umutlarla uyanmanın psikolojisini yaşarım. Bir günden diğer güne değişen, aslında sadece sayılardır diye düşünürüm.

Hep bir provokasyon vardır. Dini günlerimizde de, Milli günlerimizde de. Niçin bu oyuna düşeriz onu bilmem. Ramazan da bir şeyler söyleyecekler, ardından Kurban Bayramı için, bir şeyler.

Tabii resme baktığınızda; büyük karıştırma planı içinde olanlar “kurbanın yanlışlığını” vurgulamak isterken, bunlara alet olan, kendini entelektüel diye tanıtan kesimler, arkadaşlarının haklarını çatır çatır yerler, ama “kurban eti” yemezler.

Pek sevmem ama kullanmak da beis görmüyorum, amiyane tabiriyle “ortaya karışık” birkaç konu üzerinde sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Şimdi Ramazandayız, özellikle görsel basında fotoğraflar, videolar dönüyor. Ağlayan birileri çıkıyor bir şeyler söylüyorlar, israf diyorlar, masallar anlatıyorlar.

Aslında yapmak istedikleri bizlerin, nesillerimizin ananelerinden, geleneklerinden uzaklaşmalarını sağlamaktır.

Bizler evlatlarımıza iftar sofralarını unutturmamalıyız. Gereksiz, israf, zengin sofraları söylemlerine kulak asmamalıyız.

Bu sofralarda birer tas çorba, birer tabak yemekten fazla ne yenmektedir?

Eğer israfsa, gereksizse; bir öğün yemek yemeyiz, bir akşam ailece dışarı çıkamayız. Ama inadına iftarlarımızı yaparız. Yaparız ki çocuklarımız geleneklerimizi yaşatmaya devam etsin.

Aç ve muhtaç insanlarımıza yardım; bu sofraların, Ramazanların konusu değildir sadece. O her günün konusudur.

Ben inanıyorum ve biliyorum ki bu meclisimizin içinde; mazlumun, fakirin halinden herkes dertlenir. Her zamanda bu derdi yüreğinde hisseder. Hissedemeyenler de ancak geleneklerimize saldırır.

Kuşkusuz Ramazanların insanlara kattıklarının en başında karşıdakinin halinden anlayabilmek gelmektedir.

Şahsım ve Yönetim Kurulum; milli ve manevi değerlere sahip çıkmayı çok önemsiyoruz.

Ama bu değerlere sahip çıkarken değerlerimizi alt üst etme çabasında olanlar ile onlara nefsi menfaat için alet olanları, anlamamız mümkün değildir.

Bu konuşmamın taslağını çok önce hazırladım.

Çünkü Ramazanlar daha gelmeden başka tadlar hissetmeye başlarım, özlerim. 10 ay boyunca akşam ezanına pek dikkat etmem de, sonra segâh makamının güzelliği, ezanın huşusu, Ramazanı hatırlatır bana.

Ramazanlar gelir, bayramlar geçer…

Aslında geçen ömürdür.

Ömür geçerken de, hayatta güzel şeylere dem vurmak en önemlisi diye düşünmekten edemem.

Ramazanlar da yakınlarımızı, etrafımızı biraz daha fazla düşünürüz.

Dünyanın insanoğlu için en zor olan şeylerinden birisi olan; cebinden para çıkartıp karşılıksız olarak birine verebilmeyi daha kolay yaparız. İşte yine bir fırsat.

Peygamber efendimiz “hastayı ziyaret etmeyi, cenazeyi kabre kadar takip etmeyi, Allah’tan Rahmet dilemeyi, aksırana uzun ömür dilemeyi, zayıfa ve mazluma yardım etmeyi, selamı yaymayı ve yemin edenin yeminini tasdik etmeyi emrediyor.

Ben özellikle üyelerimize sesleniyorum. Sıkıntılı günlerden geçiyoruz, darlık içinde olan insanlarımıza bugünler de biraz daha sahip çıkalım. Bir kişiye daha iş-aş vermeye gayret edelim.

Bu sahipleniş inşallah devletimizin güzel geleceğine katkı koyacaktır.

Çok ümitliyim.

Ülkemizin geleceği çok parlak olacak.

Birliğimizi bırakmadan, Bakara suresinin 42.ayetine mazhar olarak iyi günler göreceğiz, aydınlık günler diliyorum.

Aydınlık günler için; hem manevi, hem de milli değerlerimize sıkı sıkı sarılmalıyız. Birbirimizi sevmeliyiz. Şairin söylediği gibi:

“Sevmek için yürek, sürdürmek için emek gerek…

Sevgi ne boğazda, ne mum ışığında; yemek yemek.

Ne de pahalı bir pırlanta demek…

Sevgi bir lokmada iki mutlu insan demek.”

Sizler bu akşam lokmamızı paylaştınız.

Geçen yıl soframızda gördüğümüz dostlarımızı, bu sene de bu sofralar etrafında görmekten duyduğum mutluluğu ifade ediyorum.

Bir daha ki seneye de eksiksiz olarak bu sofralar etrafında toplanmayı Allah’dan niyaz ediyorum.

Çarşamba akşamı meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybeden askerlerimizin ve tüm şehitlerimizin mekânları cennet olsun.

Ebediyete intikal etmiş olan üyelerimize ve yakınlarımıza da Ramazan ayının hürmetine Allah’dan rahmet diliyorum.

Hayat acısıyla – tatlısıyla güzel, bu güzel hayat içinde sizlere de sağlıklı, mutlu ve başarılı günler diliyorum.

 

 

 

Menü